Yürümesini bilene yakışır yüksek ökçeler..
Bilmeyen takılıp düşer, tökezler..
Yürümek de tecrübe ve bilgi ister. Öyle herkesin harcı değildir, bir dengedir . Hayranım her adımı bir öncekinden daha keyifli, adeta çıplak ayakla parmak ucunca yürür gibi rahat yürüyen hatunlara.
Ben yüksek ökçeli bir ayakkabı giyeceksem bir gün önceden bir telaş alır beni. Acaba nasıl yürüyeceğim? Poposu dışarda kafası önde tavuk misali mi, sağa sola yalpalaya yalpalaya yürüyen bir kaz gibi mi?
Hadi itiraf edelim, amacımız sadece zarif ve şık olmak değil, seksi bir yanı da var bu ökçelerin. Dikkat çekelim istiyoruz.. Kendimizi gösterme çabası ..işte ben burdayım, bakın , beni görün.. İyi de dikkat çekelim derken adım atmayı beceremeyip komik duruma düşmek de var.. Giymesem mi acaba ? Yine dolgu topukları mı giysem, yok yok en iyisi babetlerim ... Önemli olan ne giydiğim değil ki, önemli olan benim nasıl hissettiğim ve nasıl taşıdığım... Zariflik ve seksilik sıfatlarının yanına kendine güven de gelmeli.
Tamam giyeceğim son kararım, tavuk ya da kaz olmak değil amacım, bir tavuskuşu edasıyla dik, vakur ve kendine güvenle yavaş adımlar atarım..
Beyaz bembeyaz, ince burunlu, altları kan kırmızı, yüksek ökçeli bir ayakkabı ayağında. Her adım atışında parkede ahengli bir tıkırtı. Buz mavisi bir kotun altında zerafet ve seksapel akıyor kadından.
Kahvesini alıyor, uzun uzun, salına salına yürüyor kafenin dibine doğru, hiç tökezlemeden, her adımı bir öncekinden daha hızlı...
Son kararım, dolgu topuklarımı giyiyorum bu akşam ! Konu kapanmıştır...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder