22 Şubat 2014 Cumartesi

İlk ayrılık

Hayal edebiliyorum annemi...
Evin içinde odadan odaya dolaşıyor.. Etrafı topluyor.. Telaşlı ve düşünceli bir hali var.. Salona geliyor, düzgün duran gazeteleri yine de düzeltiyor, koltukların üstünde toz var gibi eliyle silkeliyor, yastıkları patpatlıyor.. Odama geçiyor tekrar, masamın üstündeki eşyaları tekrar düzenliyor, odanın ortasında etrafına bakınırken telefon çalıyor. Ayağındaki terliklerin tıkırtısına aldırmadan bir koşu yetişiyor telefona.. Babam ! Annemin suratı biraz hayalkırıklığı biraz da merak dolu. "Halen haber yok mu ? " Diyor babam, "yok" diyor annem , "tamam haber gelince beni hemen ara" diyen babamın sesi ve telefon kapanıyor. Annem bir süre "şimdi n'aapsam"der gibi bakıyor ve mutfağa geçiyor. En iyisi bir çorba kaynatayım diye düşünüyor. mekanik hareketlerle başlıyor mutfakta bir oraya bir buraya gidip gelmeye. Boş gözlerle çorba tenceresinde çeviriyor kaşığı. Birden telefonun sesiyle irkiliyor, koşarak açıyor. "Anne selam, ben vardım, merak etmeyin" diyen sesim ve annemin gözlerindeki ışık değişiyor "tamam kızım, aman dikkat et" diyor.
Hayal edebiliyorum o andaki rahatlığı, iç sesindeki huzuru ve aynı zamanda da tekrar başlayan merakı. Hayal edebiliyorum, şimdi naapıyo, rahat mı, birşeye ihtiyacı olacak mı diye kafasından geçen yüzlerce düşünceyi.
Hayal edebiliyorum ... Çünkü bu sabah oğlumu ilk kampına uğurladım.. İlk kamp, ilk ayrılış ..

14 Şubat 2014 Cuma

Bir varmış bir yokmuş

Kim demiş masallar küçükler içindir diye .. Önceki akşam, beni benden alıp Altay dağlarına, Acem ovalarına, Helm diyarına götüren masallar dinledim.. Doyamadım, tadı damağımda, müziği kulağımda, hayalleri gözlerimde kaldı... Bir dans salonu, Galata'da , insanlar geliyor geliyor peş peşe, bitmiyor, salon tıkış tıkış doldu, yerlerde, taburelerde oturanlar, ayakta duranlar, kimse şikayetçi değil.. Herkesin gözü kulağı masalları anlatmak için bizimle bu tılsımlı geceyi paylaşacak Judith, Nazlı ve Hamit'te .
Kim demiş masallar küçükleri uyutmak içindir diye.. Önceki gece beni uykumdan uyandıran, gözlerimi açan, yaşamıma anlam katan, ruhumu besleyen masallar dinledim. Kimi zaman bir civciv, beyaz bir tilki oldum, kimi an geldi dağın birinde tek başına kulübesinde yaşayan genç adam oldum ya da dünyaya ve bilinmeyene aç Moşe gibi çıkıp kapılardan gider oldum. Masallar mesel oldu aktı içime, ruhumu besledi, zihnimi açtı.
Bir kez daha düşündüm yüzyıllardır varolan masal geleneğini, masallardan bize geçenleri ya da aktarılmak istenileni.. O zaman anladım, gerçekleri başka yerde aramayın, masal dinleyin, masal öğrenin ve çocuğunuza anlatacağınız masalları bir de içine girerek okuyun, işte orada bulacaksınız herşeyi, hayatın ta kendisini.
Masal bir ayna, bakmasını ve görmesini bilene ....

11 Şubat 2014 Salı

Kış

Kış soğuktur .. Hem soğuk, hem sıcaktır .. Kar ayazdır, iliklerine kadar üşürsün.. Sarınırsın şalına, paltona, yine de üşürsün. Kış sıcaktır, sobada odun, çıtır çıtır yanar, hele bir de ayağında kalın patikler varsa sıcak sıcacıktır .. Kupada sahlep, elinde kitap, bir battaniye altında kış keyiftir .. Kış eziyettir, yağmur, çamur, yollar berbat, üstün başın batar, araban kayar zor kurtarırsın.. Kış ölümdür kimileri için, çaresiz bi bekleyiştir, karın kapadığı yolların açılacağı güne kadar idare etmektir.. İdare edemedi, bekleyemedi, küçük küçücüktü, takatı yetmedi, 3 yaşındaydı sadece.. Bir adam, bir baba, omzunda taşıdı bir çuval içinde , boyu kadar karın içinde bir insanın zor geçtiği patikada, son yolculuğuna .. Oysa kış geçicidir ..  Bekleyemedi, küçüktü, küçücüktü, kalıcı bir ateş düştü ocağa kimseyi ısıtmayan ..

5 Şubat 2014 Çarşamba

45 lik plak

Düşünceler Kafamda dönüyo, kafam da dönüyo .... İçimden geçenler öylesine çok ki, içince geçenler daha da çok ... Kalmak mı daha zor gitmek isteğini bastırmak mı ? Yapmak istediklerimi yapamamak mı yoksa yapılacaklara yetişememek mi daha çok koyuyo bana... Okumak istediklerim, gitmek istediğim yerler, biriktirmek istediklerim, hayallerim, özlemlerim, varmak istediğim yerler bir yanda , diğer yanda ipleri başkası tarafından çekilen gerçek somut hayatın ta kendisi... Her gün yapılacaklar listesine bir ton madde eklenirken, oraya buraya "oku bunu" , "araştırmalıyım" notları alırken, kendine odaklanmak yerine her zaman başkalarının isteklerine yönlenmek... Kararsızlıklarım, huysuzluklarım, hayalkırıklıklarım bundan, ne tarafa gitmem gerektiğini bilememekten. Seçtiğim yönden korkuyorum, saatler, günler geçiyor ben 45 lik bozuk plak gibi dönüyorum, aynı parçaya aynı sözlere takılı çalıyorum.. Oysa Söyleyecek çok sözüm,  anlatacak çok hikayem var. Başlamak yolun yarısıdır der babam... Evet yolu yarıladığım bir gerçek ama birşey başarmış da değilim, tamamlamaya da yaklaşmış değilim. Şu yazıyı bile yazarken 3 kez yukarıya ağlayan kızımı uyutmaya gitmem, 15 kez de rekorlar kitabı okuyan oğluma cevap vermem gerekti. Aklımdakiler de uçup gitti.. İpler başkasının elinde ... Korkarım elime aldığımda da artık aklımdakiler zaten hiç var olmayacak ...