26 Mart 2010 Cuma

40'lı yaşlarda Arkadaşlık ...


40’LI YAŞLARDA ARKADAŞLIK …

Geçen gün konuşuyorduk aramızda , arkadaşlık 40’lı yaşlarda eskisi gibi olmuyor.. İnsan başka şeyler istiyor , bekliyor, arıyor ..
Herkesin kişiliği artık oturmuş, hayatta bir yol katedilmiş, iyisiyle kötüsüyle, bir yerlere gelinmiş. Birikenler, biriktirilenler, bakış açılarını oluşturmuş…
Dost olduğunu bildiğin arkadaşların olsun istiyorsun, istediğinde elinin altında olduklarını hissetmek istiyorsun , bir “alo” ile sen de gidersin onlar da gelir diyorsun ama her zaman altalta üstüste olmamak… Eskisi gibi, dip dibe, yaşam zor ..
Kendi alanların içinde özgür kalmak , sınırların ile kabullenilmek zamanı 40’lı yaşlar .
Bu yaşlarda, özgüveni yerinde , egosunun ipleri elinde kadınlar , ayakları yere sağlam basıyor , işleri güçleri var , ya da ailelerinin düzeni oturmuş …
Seneler içinde samimiyet , birbirlerinin özel hayatlarına müdahele etmeyi getirdiğinde , fikir ayrılıkları baş gösteriyor .. Bir dakika dur diyor karşısındakine kadın, benim bir sınırım var , onu ihlal ediyorsun… Nasıl olur diyor diğeri, biz dostuz …Alınıyor , bir yerde geri çekiyor kendini .. Kendini yeterince tanıyan ve kendinden emin olan 40’lı yaşlarındaki 2 kadının arkadaşlığı çatırdamaya başlıyor ..
Bir zamanlar bir büyüğümüz bize şöyle demişti evlenirken: Evlilikte uzun süreli bir ilişki istiyorsanız önce birey olun, sonra da karşınızdakinin sınırlarını ihlal etmeden çift olun … Benim arkadaşlık anlayışım da bu işte .. Bireyiz hepimiz, ama dostuz gerektiğinde , birbirimiz için önemliyiz , ama bireysel kararlara da ihtiyacımız var ..
Kim olduğunu, ne olduğunu , ne istediğini ve kimden istediğini bilen kadın artık 20’lerindeki gibi diğerleri ile bir örnek olmak veya 30’larındaki gibi arayış içerisinde olmak istemiyor …

Şubat 2010

BİR KADININ KAÇAMAK BAKIŞI...

Bir kadının diğer bir kadına bakışını yakaladınız mı hiç ?

Sarışın ve havalı kadın, , bir alışveriş merkezinin kafesinde en dipteki masada oturmakta. Elinde Blakcberry, kulaklık kulağında , önünde ajandası açık ve kahvesini yudumlarken iş görüşmeleri yapıyor, notlar alıyor.

Bu arada, esmer , uzun boylu , moda olduğu üzere tayt ve Hunter botları çekmiş bir başka kadın geliyor ve kahve sırasına giriyor. Uzun saçları ve koluna taktığı çantası ile çok havalı … Kahvesini alıyor, oturuyor , uzun paltosunu çıkartıyor, şeker almak üzere kalkıyor ve kahvenin dibindeki malzemelerin durduğu masaya doğru yürüyor.. Ne kadar uzun ve ince bacaklar diye içimden geçiriyorum ki birden , köşedeki sarışın kadının bakışlarını yakalıyorum ….

Kafası hafif aşağı doğru , halen konuşuyor gibi, kulaklık kulağında, elinde kalem ajandasına birşeyler karalamakta ama gözler yukarı doğru hafif kısık bir bakış fırlatıyor .. pür dikkat şeker almaya gelen kadının baştan aşağıya bir süzüyor … fırlatılan o bakışlar tek şey söylüyor “vay be” …Yerine oturuncaya kadar takip ediyor kadını …

O da sanki kendisine bakıldığını bile bile yavaş hareketlerle görüyor işini ve geçiyor yerine..

Düşünüyorum : O sırada kafede acaba kaç kişi bu kaçamak bakışları gördü veya kendi de kaçamak bakışlar atmakla meşguldü ??

Mart 2010

3 Mart 2010 Çarşamba

Kadın Dediğin ....


Bir zamanlar ınternette annem yatağa giderken konulu bir yazı vardı bayaca eğlenmiştik, anneler neler yapar... son günlerde elimden düşürmediğim bir kitap var Ayşenur Yazıcı Sensin Mağara Adamı .. 2008 baskılı esasında ama ben yeni buldum ...süper tüm kadın ve erkeklere şiddetle tavsiye ederim .. hatta haftasonu arkadaş toplantım var oraya bir düzine alacağım ... aynı konuya benzer bir hikaye burda da var :

************

"Kendisinden çok dayanıklı bir karısına, "Bütün güne evde ne yapıyorsun ki yoruluyorsun ? " sözü gediğine koyduğunu sanan erkek kısmı bu öyküyü dinlesin:
Adamcağız evlidir, iki çocuğu vardır . Her sabah koşarak kahvaltı edip bir curcuna içerisinde işine gitmekten , akşam eve dönüp çocukların ve evin sorunları arasında yorulmaktan bıkmıştır . Bir gece yatağına yattığında dua eder : "Allah'ım ben günde 12 saat eşek gibi bir para kazanma savaşı içinde koşturup perişan eve dönüyorum , yaşam çok ağır . Erkek olmak çok zor ! Oysa karım ne güzel sabah istediği saate kadar uyuyor , bütün gün televizyon önünde kadın programları seyrediyor , komşuya gidip geziyor , alışveriş yapıyor . Akşama da iki kap yemek hazırlıyor . İşte bu ! Ne olur beni karımın yerime geçir . Karımı da artık evin erkeği yap . Azıcık rahat yüzü göreyim yarabbi " .
Dua kapıları açılır , artık adam bir kadındır .
Sabah altıda karısının dürtmesiyle uyanır :
- kalk saat kaç oldu , çocuklar okula geç kalacak , bana da kahvaltıyı hazırla çabuk !
Adamcağız yataktan fırlar , çayı koyar , masayı hazırlar . Çocukları tek tek giydirir , kahvaltı ettirir , okul servislerine yetiştirir . Karısını işe uğurlar . Sonra yatakları ve çocukların odalarını toplar , kirlileri makineye atar , kahvaltı masası bulaşığını halledip tuvaletleri temizler .
Evi bir su siler ve yığılmış ütülere başlar . Öğledensonra veli toplantısına koşarak yetişir . Okul çıkışı mutfak alışverişini yapıp eve koşar . Çocukları okuldan gelmelerine iki saat vardır . İkindi kahvaltısı için aceleyle fırına bir kek atar , makineden çamaşırları çıkartıp asar . Ayakları ağrıyordur , salona geçip oturur, televizyonu açar , akşam yemeği için fasulyeleri ayıklarken kocalarından şikayet eden kadınların dramını izler .
Pilav , cacık , fasulye hazırdır . Topuğu ırtılmış birkaç çorabı yamarken çocuklar okuldan gelir . İkindi kahvaltısını yapıp bilgisayar başına otururlar . Adam , karısı işten gelmeden çocukların ödevlerini yapmalarına yardımcı olur , aynanın karşısına geçip saçını başını ,bir toplar , yanağına biraz allık sürer.
Karısı burnundan soluyarak eve girer . İhaleler , çekler , personel sorunlarının üstüne bir de trafite sinirleri perişan olmuştur . Evrak çantasını fırlatır :
- Bir duş alıp çıkacağım . Masa hazır değil mi?
Adam masaya tabakları yerleştirirken çocuklar kavgaya tutuşur .
- Bakın anneniz işten sinirli geldi, daya yiyceksiniz , kesin kavgayı diye tehdit eder .
Yemekten sona çocukların veli toplantısı hakında bir sohbet ederiz diye düşünüyordur ama maç vardır , "Bana dokunma " der kadın . Adam çaresiz masayı toplar ,bulaşıkları yıkar , ertesi günkü yemek için kıymayı buzluktan çıkartır . Yatırıkacak faturları telefonun yanına toplar . Çocukların odasında dizi seyretmeye çalışır . Çocuklar ağlaşır :
- Ya , yarışmayı seyrediyoruz !
Gece olur , herkes yataklarına girer. Adam çocukların formalarını hazır eder, ocağı, gaz vanasını , elektrikleri kontrol eder, çöpleri kapıya çıkartır , kapıyı kilitleyip eşinin yanına yatmaya giderken bütün kemikleri ağrıyordur . Kadın olmak ne acayip birşeymiş diye kaderine yanmaktadır .
Sabaha karşı uyanır . Kadın horlayarak sağdan sola dönmektedir . Adam bin pişmandır . Ellerini açar ve yalvarır :
- Allah'ım ben bir hata ettim , karımın yerinde olmak daha kolay bir hayat sandım . Ne kadar yorucuymuş . Bittim , tükendim ...dayanamıyorum, ne olur beni affet , eski halime geri getir .
Derinden bir iç ses duyulur :
- Çok geç ! Dün gece hamile kaldın , dokuz ay bekleyeceksin !

***************

Kısa yazmak için atladığım yerler var ama tanıdığım tüm kadınlara sevgilerle !!!

2 Mart 2010 Salı

Moda dediğin nedir ... Vogue Türkiye ...


Modayı çok sıkı takip eden biri değilim ama moda dergilerini özellikle Instyle ve Vogue , yurtdışı editionlarından hep alırdım ... Türkiye baskıları başlayınca sıkı bir Instyle takipçisi oldum ...Vogue un ilk baskısını almadan olmaz ... Fakat tam aradığımı bulabildiğimi söyleyemeyeceğim .. Herhalde ilk sayı diye o ne reklam reklam üstüne durumları .. arada bir çekimler var ama yok artık dedirtiyor .. zamanla oturacağından eminim de .. birşeyleri illa da farklı yapmaya çalışmak .. ya da ben yaptım oldum durumları olmasa .. daha az kompleksli olsak .. ne güzel olur ..mesela Vogue Italy süperdir .. biraz baksak fena mı olur ...

Moda dediğin nedir .. Çıkan herşeyi alabilmen ya da her moda diye gösterilen şeyi giyebilmen mümkün mü ? Hayır tabii ki .. Biraz klişe olacak am amoda dediğin sana yakışanı bulmak ve uygulayabilmektir .. Evet moda adına sunulanların arasından harman yapıp kullanmayı bilmektir .. Bu anlamda kalsik veya modern bir tarzınız olabilir .. ama ben yaptım oldu , onun üstüne bu , bunun üstüne bu .. Biraz dikkati çekme ve ben farklıyım demenin gösterisinden başka birşey olmuyor maalesef ... Bana göre moda ise şık ve klas olmayı bilmektir ..ve bunu isterseniz tek bir parça ile bile yapabilirsiniz .. yeter ki moda kurbanı olmayın ..

1 Mart 2010 Pazartesi

Bir insanı değiştirmek...




Mümkün müdür ? Zannetmiyorum...zaten değişmesin kimse, oldukları gibi kalsınlar ... İnsanları oldukları gibi kabullenmek de bir meziyet .. Suyuna şerbet .....

Suyun Gücü....

Dünyamızı ve vücudumuzun çoğunu oluşturan Suyun Gücü...

Müziğin suya etkisi...

Harika bir resitale gittik.

Şefika Kutluer - Flüt Resitali / Akbank Sanat'ta...

Program öncesi Şefika Kutluer suyla ilgili çok güzel bir sunum yaptı.. daha önce okuduğum Dr.Masaru Emoto'nun kitabından alıntılarla zenginleştirdiği bu sunumda su kristallerinin üzerinde müziğin gücünü görebilirsiniz..ya da sinir, kızgınlık, öfke gibi duygularımızın sonuçlarını...

Su içerken bir daha düşünelim ... Öfkelenirken de ....